4.8.09

KAPADOKYA -2

Derinkuyudan sonra Uçhisar kalesini ve kasabayı gezdik. Uçhisar kalesi yöredeki üç kaleden biri, diğerleri ortahisar ve sonhisar(mış),onları keşfedecek vaktimiz olmadı malesef.
Uçhisar kalesinden Güvercinlik vadisinin görünüşü. Bu arada kaleyi aşağıdan çekmemişiz malesef, ne kadar yüksek olduğunu fotoğraflardan az çok tahmin edebilirsiniz. Dev bir kayayı oyup kale yapmışlar resmen.
Etraftaki bütün kayalar oyulmuş, bir şekilde kullanılmış. Dikkatli baktığınızda heryerde bir kapı pencere göze çarpıyor.
Uçhisar kalesinden göreme (çukurda kaln bölge ve bütün etrafının görünüşü. Tam karşıdaki kayalık bölüm western filmlerindeki kayalıkları andırıyordu. Daha sonra gün batımı için yamacına gittik.
Sonra sırasıyla Paşabağı, Çavuşin ve Zelve'ye şöyle bir göz attık. Kayaların vadilerin arasında dolaşıp yöredeki kiliselere göz attık.
Bu kaya rüzgar esse düşecekmiş gibi durmuyor mu sizcede???
Sonra Avanos'a geçtik. Öğrencilik yıllarından beri merak ettiğim Kızılırmağı yakından görmek beni çok etkiledi nedense. Nehir tahminimden çok daha ufak görünüyordu. Nehri seyrederken birer gözleme yedik. Nehrin üzerindeki köprü o kadar dardı ki 2 araba nerdeyse sürterek yanyana geçebiliyordu, bize çok tuhaf geldi.
Avanos eskiden beri seramikçilik ile geçimini sağlıyormuş. Testi kebaplarında vs. kullanılan testilerin hepsi burada yapılıyormuş. Kızılırmağın toprağını kullanıyorlarmış. bizde hatıra olsun diye terleyen testilerden bir tane edindik. Biraz ilgilenip sohbet edince hemen dükkandaki show bölümüne geçip bize çay söylediler, bizde bunun üzerine biraz daha bakınıp bir kaç tane de şarap kadehi aldık:) yani adamların taktikleri işe yarıyor:))
Ürgüp'e geçmeden önce yoldan öylesine bir vadi gezelim diye daldığımız bölge Güllüdere imiş meğer (Rose Valley) vadi içinde çok enteresan 2 kilise vardı. Birincisi tırmanması çok zor olan üç haçlı kilise..
Tavanda çok düzgün yapılmış oyma kabartma haçlar vardı ama hiç özen gösterilmemiş, resmen kaderine terkedilmiş bir hali vardı.
Açıkçası diğerinin adını hatırlamıyorum bile, orada bizi daha çok etkileyen kilisenin yanındaki oyuklardan birine yerleşmiş ve orada "cold drinks" satan Ahmet Abi oldu. O bölgeye giderseniz kesin tanışmanız gereken bir kişilik:)) Akşamları orada ateş yakıp barbekü yaptıklarından bahsetti, hatta dönemeyenler kilisenin oralarda kıvrılıp uyuyormuş. Bir dahaki sefere katılmaya söz verip ayrıldık.
Vadiden Ürgüpe geçip içinde kısa bir tur attık, meşhur Turasan şaraplarına uğrayıp "sun set point"e gittik.
Gün batımının seyredildiği en güzel nokta olarak tanımlanan alana araçlı giriş paralıydı, yayalardan herhengi bir haraç kesilip kesilmediğini bilmiyorum. Ama otobüslerle insanlar bu noktada toplanıyorlar. Uçhisar kalesinden görünen western kayalıklarının hemen dibinde kendinizi ufacık hissediyorsunuz...
Gün batımı gerçekten çok güzeldi ama hiç bir filmin sonunu adam gibi seyretmeyen milletim güneş battıktan sonra göküzünün büründüğü renkleri de görmeden alanı terk etti.! Bizde biraz daha oyalandıktan sonra yemek yemek üzere Göremeye geri döndük...

No comments: