2.8.09

KAPADOKYA -1

Güzel bir süpriz ve alelacele hazırlanmış bavulumuzla yaklaşık 8 saat süren bir araba yolculuğundan sonra yaklaşık 22.00'de Kapadokyay'ya vardık. Giderken İstanbul-Ankara-Kırıkkale-Kırşehir-Nevşehir güzergahını kullandık. Dönüşte Nevşehir-Aksaray-Şereflikoçhisar:)-Ankara-İstanbul yaptık. İki yolda gayet rahat ve Ankara-Nevşehir arası nerdeyse tamamı çift şerit bölünmüş yol. Ama Aksaraydan geçen güzergah daha bozuk ve biraz hoplaya zıplaya gidiyorsunuz.
Gece ışıkların altında Uçhisardan geçerken büyülü bir yere gelmiş hissi uyandı bizde, Göreme de kalma niyetiyle devam ettik.

Göreme - Uçhisar zaten çok yakın, Tolga'nın internetten baktığı ve bir arkadaşının tavsiye ettiği hotel-pansiyon tarzı 2-3 yer dolaştıktan sonra geçerken açık kapısından içeri bakıp beğendiğimiz Aydınlı Cave House Hotel de karar kıldık. Biz her zamanki gibi pazarlık yapmayı beceremedik ve oda+kahvaltı 100_TL ye anlaştık.
Kahvaltısı biraz zayıf da olsa manzarası, temizliği, odanın büyüklüğü ve güleryüzlü hizmetiyle çok memnun kaldık. İnternet ve ne zaman istersek çay kahve servisi de vardı. Sabah kahvaltı için terasa çıktığımızda manzara gerçekten çok hoştu.
Bütün gün boyunca hava çoğunlukla bulutlu ama yağışsız seyretti biz de sıcaktan bunalmadan dolaştık. Akşam yemeklerimizi yediğimiz Göreme meydandaki aile işletmesi Kaya Restaurantın yemeklerini ve misafir perverliğini çok beğendik. O civarladarda kime birşey sorsanız hemen dosya kağıdına basılmış bir harita çıkarıp size nasıl ve nereleri gezeceğinizi anlatmaya başlıyor. Gerçekten çok kibar ve yardım severler, içtenlikle yaptıklarını hissettiriyorlar. Size para torbası yurist muamelesi kesinlikle yapmıyorlar.! Sabah yol yorgunluğundan planladığımızdan daha geç kalktık, kahvaltıdan sonra en uzak noktadan başlayalım dolaşarak geri gelelim dedik. Yerin yedi kat altındaki şehir Derinkuyu'ya gittik. Aslında biraz daha ilerde Ihlara Vadisi vardı ama onun için tüm bir gün ayırmak gerektiği için bir dahaki gidişimize bıraktık.
Derinkuyu'nun gişesinde Müze Kart alabileceğimizi görünce hemen birer tane edindik. Bütün gezi boyunca o kadar çok işimize yaradı ki anlatamam. Ben ören yerlerinde pek geçmiyor diye biliyordum ama o civarda neredeyse her yere kartımızla girdik. Kart 20_TL ama zaten sadece Derinkuyuya giriş 15_TL...
İlk merdivenler.. İlk başta (yer altına girmekten dolayı heralde) inerken biraz çekingenlik hissediyor insan ama indikçe detayları ve yapıyı iyice görünce, orada aylarca yaşayabileceğiniz hissi uyanıyor.

Yer altındaki kilise ve toplanma yeri. Söylendiğine göre Derinkuyu ilçesindeki eski evlerin hepsinden bu yer altı şehrine tüneller varmış. Yani bir tehlike anında evden hiç çıkmadan sığınak yerine kullandıkları bu yeraltı şehrine saklanıyorlarmış. Aşağıya inen dar tünellerin bir kaç yerinde girişi kapatan büyük taşlar gördük. Bu taşlarla dışardan girişleri de geçici bir süreliğine kapatıp depoladıkları yiyeceklerle burda birkaç ay yaşayabiliyorlarmış.

O çevrede bu yeraltı şehirlerinden onlarca var ama malesef çok azı turizime açılmış durumda. Neden açmayız neden bakımlarını yapmayız hiç anlamıyorum...zaten açılmış olanlar da Allaha emanet, bütün duvarları kazınmış ve yeryer idrar kokuyor...! Koruyucu hiçbir önlem alınmamış. Giriş fiyatları gayet uygun hatta turistler için çok ucuz bile düşünürsek 10 Euro bile değil, ve turist kaynıyor, otobüs otobüs gelip sıra bekliyorlar!!! Bu durumda bu yer altı şehrinin kazandığı para nereye gidiyor diye düşünüyor insan, çünki Derinkuyu ilçesine de bir katkı sağlamadığı çok aşikar, ilçe köyden farksız...

No comments: