Bu sefer uzun çok uzun bir ara oldu... ama yavaş yavaş da olsa minik prensesimizle yeni hayatımıza adapte olduk. Günlük hayatımız artık daha koşuşturmalı, Ada yatana kadar ve hatta yattıktan sonra bile benim yapmam gerekenler ve yapmak istediklerim hiç bitmiyor. Hiçbir şeyi yetiştiremiyormuşum gibi geliyor bana bu aralar, herşey yarımmış gibi. Ama bu durum da heralde bir süre daha devam etse de ya ben daha hızlı olmayı öğreneceğim ya da bu duruma alışmak gerekecek...Şimdi minik prensesim uyuyor ben de fırsattan istifade ilk aldığım yemek kitabımı inceliyordum, Natali. İçinden bir tarifi deneme fırsatı bile buldum, kek denedim ve gerçekten çok güzel oldu. Tarifler gündelik yemek tarifleri öyle çok havalı, zor ve bulunmayacak malzemelerden oluşmuyor. Zaten çoğu bizim ailede yapılan bildigim ve bizim ağız tadımıza uygun yemekler çıktı. İstanbullu bir Ermeni olan annesinin tariflerinden yola çıkarak oluşturmuş Natali bu kitabı. Gazetede okuyunca ermeni yemeklerinin güzel olduğu söylenirya hep merakettim ve kitapta birde paskalya çöreği tarifini görünce dayanamadım:)) Bulduğum ilk fırsatta onu da deneyeceğim..
Birde bizim annelerin tarifsiz göz kararı yaptığı muhallebi gibi demir baş tatlılara merak sardım bu aralar, hazır pudingler yapmak istemiyorum artık çok katkı maddesi var hepsinde. Kitapta 3-4 çeşit muhallebi tarifide var...
No comments:
Post a Comment